Haber Detayı
01 Kasım 2019 - Cuma 20:09
 
Kemer’in zaman kaybetme lüksü yok
‘Veterinerlik Fakültesi’ni tamamladıktan sonra, İşletmecilik Fakültesi’ni de bitiren Adnan Öney, geçmişini bilmeyen geleceğini tayin edemez anlayışı ile Tarih Bölümü’nü de bitirmiş. Kendisini bildiğinden beri resim yaptığını söyleyen Öney, Akdeniz Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları öğrencisi… Ve her şeyden önce insan sevdalısı, memleket sevdalısı…
- Haberi
Kemer’in zaman kaybetme lüksü yok

Adnan Öney’in çok kısa süren siyasi tecrübesi de var. Bununla ilgili soru sorduğumuzda, “Geçmiş geçmişte kaldı, ben hep geleceğe bakarım” yanıtı aldık. Bizde daha iyi bir Kemer için Adnan Öney’in hayallerine ve projelerine kulak verdik. Biz sohbetine doyamadık, umarım sizde okumaya doyamazsınız…’

Daha iyi bir Kemer için planlarınız var mı?

10 sene öncesi ya da 5 sene sonrası için demiyorum ama, her tarafı altın da kaplasanız, her tarafı mükemmel de yapsanız bir şeyler olmuyor. Katar’daki insanlar mutlu mu? Kişi başı milli geliri çok yüksek insanlar mutlu mu? Seçim sürecinde de şunu söyledim; Kemer’de yaşayan insanların, yüzde 95’i Kemerli değilse, ekonomik nedenlerden Kemer’de yaşıyorsa bunu bir zorunluluk olur.. Yapacak başka bir işi olmadığı için durumunu bağımlı gibi anlatır. Benim geleceğimdeki plan neydi biliyor musunuz? ‘Ben Kemerliyim’ demekten gurur duyacaktım. Benim hayalim insanların ‘ben Kemerliyim’ derken mutlu olmasıydı.

BU ÜLKEYE BORCUM VAR BENİM

Peki, bu hayal nasıl gerçekleştirilebilir sizce?

Kemer ile ilgili hayallerim var ama bir kişiyle yapılacak bir şey değil bu. O bilinci oluşturmamız lazım. Ben her zaman A veya B partisi demem. Ülkenin ve Kemer’in yararına her şeyi fikir ve beden olarak kabul ederim. Ben Ferrari’mi satalı yıl oldu. Benim öyle bir kaygım yok. Tunceli’den de deseler ‘Arkadaş senin fikrine ihtiyacımız var gel bize yardımcı ol’ bugün toplar valizimi giderim. Öyle bir ışık yakalarsam, ha projede sunarım. Uyarlar, uymazlar ben vicdanen başımı yastığa koyduğumda rahat uyumak isterim ki 60 senedir rahat uyuyorum. Adım genel muhaliftir. Çünkü beğenmediğim şeyi eleştiririm. Eleştirmek zorundayım. Bu ülkeye borcum bu benim.

Bizler neyi yanlış yapıyoruz bu hayali kurmada?

Gelecekle ilgili, Kemer gerçekten fiziki koşulları bakımından mükemmel. Ama ben gençlerle çok alakalıyım. Eğitim koçluğu da yapıyorum herhangi bir şey beklemeden. Çünkü gelecek onlarda. Bakmayın, insanlar, ‘bizim gençliğimiz sizin gençliğiniz’ gibi ikileme giriyorlar. Yol gösterip, ışık tutarsan, şimdiki gençlik bizim gençliğimizin 20 katı bilgiye sahip. Bizim erişemediğimiz bilgiye sahip. Çok çabuk örgütlenebiliyorlar, organize olabiliyorlar. Gezi’yi örgütleyen bu. Biz bunu yapamıyoruz. Pırıl pırıl gençlerimiz var. Kışın biz bu gençlere ne sunduk? Yazın bir şekilde oyalanıyorlar. Lise öğrencisi bile… 18 yaşından küçüklere sigara satılmaz bu ülkede ama ne yazık ki biz lise öğrencilerini otellerde çalıştırıyoruz. İçki, alkol servisi yaptırıyoruz.  Alkole karşı olduğum için söylemiyorum bunu.

YÖNETİM YERİ AĞLAMA DUVARI DEĞİL

Gençler bir şeyleri değiştirmeyi başarabilir mi peki?

Bazı şeylerle çok erken tanışıyorlar. Kemer bir uyuşturucu cennetidir. Açık ve net. Bunun saklanacak bir tarafı yok. Burada çocuklar 15-16 yaşında uyuşturucuyla tanışabiliyor.  Kabul edelim etmeyelim aynı yaş grubu burada fuhuşla tanışabiliyor. Bu bir gerçek. Biz bu çocukları bunlardan nasıl koruyacağız. Ne verdik çocuklara? Kamu olarak birey olarak sen olarak ben olarak? Enerjisini atabileceği bir spor salonu ve benzeri şeyler verdik mi? Ya da atölyeler mi verdik? Her tarafa beş yıldızlı otel dikelim. Mutlu edebildik mi biz çocukları? Bir şeyler arayacaklar. Eğitim olarak da. Devlet kendisi ayırmış artık, nitelikli ve niteliksiz okul diye. Kendi diyor benim okullarımın 4’te 3’ü niteliksiz okul diye. Kemer’de nitelikli okul yok. Eğitim, sanat, kültür, spor vermiyorsun. İnsan ilişkilerinde her şey paraya dayanmış. Ee bu gençlik nereye gidiyor? Gençliği sen getirdin buraya. Niye burada sadece gençlerin aktif olarak gireceği çıkacağı, sigarasını içeceği -içiyor çünkü babası da içiyor, özgür olacağı, sesini çıkarabileceği, üretim yapabileceği bir merkez yok. Sus otur düzeninde ilerliyor. Başka bir şey verdik mi çocuklara?  Biz adam edersek adamlar. Biz yanlış yönlendirdik. Onlar bizim kuramadığımız dünyayı kurar.

Kemer’de yaşayan gençler için projeniz var mıydı?

Vardı tabi ki. Uygulamaya sunuldu. Uygulamaya koyarsalar canı gönülden yanındayım. Çeşitli sebeplerden yapamazsa da nedeni finans, para, pul olur. Necati Hoca’yı severim. Ama en çok kızdığım tarafı ‘şu kadar borcumuz var’ tavrı. Arkadaş, yönetim mekanizması ağlama duvarı değil. Ağlamaya gelmedik biz buraya.  Üstelik karlıyız. Biz seçim öncesi zannediyorduk ki belediyenin 100 milyonun üzerinde borcu var. Şimdi 62 milyon borç çıktı. Demek ki 38 milyon kardayız. Biz 100 milyona göre yapmıştık hesabımızı.

KEMER EŞİTTİR EĞLENCE ANLAYIŞI VAR

‘Borç edebiyatına’ karşınız değil mi?

Bir ekip çıkıyor yola, ‘yönetime talibim’ diyor. Bir başkasının geçirdiği de bir beş yıl var ortada. Bütün her şey ortada. Buna talip olurken o borcu da göğüslemiş olmuyor muyum ben? Tabi ki öyle.  Bilerek giriyorsun bu işin içine. Bir de şu var.  Belediyenin bütçesine bakınca, 2020 bütçesine ne koydular bilmiyorum ama işin gerçeği şu; Belediyenin yıllık bütçesine bakınca, her birimizin gelirinin yarısından fazla borcumuz yok mu? Türkiye ortalamasına baktığımızda da öyle. Bütçenin yarısı kadar bir borç varsa bu ödenmeyecek bir borç değildir. Nitekim ödenmeye de başladı. Bunu dile dolamanın da bir mantığı yok.  Buna sığınmanın bir mantığı yok. Bu eleştiri de değil. Ama bunu bilerek yola çıkıyorsun.

Sizin projelerinizde ne vardı?

Dediğim gibi hep insan alt yapısından bahsettim. Kemer’de otellerin hepsi dolu. Şu an sezon bitmeye yakın ama yine yüzde 80’i dolu. Bu sene biraz da şanslı gitti. Ama sayı önemli mi? Yani nicelik mi nitelik mi önemli?  Kemer’e baktığımızda ekonomik olarak orta ve ortanın altındaki gelir grubu geliyor buraya. Sadece eğlence amaçlı geliyor. Çünkü başka bir şey vermemişsin. O zaman çeşitlendirmek durumundayız. Elimizde değerler var. Bir Likya Yolu, Phaselis var. Bütün broşürlerde kullanırız, ama orada kazı yapan bilimsel ekip, makarnayla karnını doyurur veya cinayete kurban gider. Hangi yönetici onlara ‘Ne yiyorsunuz?’ diye sordu. 

ARTIK ZAMAN KAYBETMEYELİM

Bu durumun düzeltilmesi için neler yapılabilir?

Bir kere buraya gelen insan portföyünü değiştirmek istiyorsak üniversiteleri sokacağız. Üniversite açılsın anlamında söylemiyorum onu. Burada üniversite açtın. Kırşehir’e de açıyorlar. Üniversite öğrenciliği yaşamı öğrenmektedir. Metropol dışında okuyanlar gerçekten öğrencilik mi yapıyor? Oturacakları bir yer yok, sinema, tiyatro yok.  Bunları hiç görmeden ben üniversite bitirdim. Dünyanın neresindesin? Burada neden açtın? Ben bu öğrencileri nereye götüreceğim? Gidecek Antalya’ya.  Benim dediğim şu; Bodrum’u Bodrum yapan üniversite öğrencileri. Bugün Kemer boştur ama Olympos doludur. Lüks de değil. Üniversiteler de önce ulusal düzeyde üniversiteler arası tiyatro, halk oyunları şenlikleri yapılmalı. Yani ne yapacaksak üniversiteler arası olmalı. Yapacağız her projeyi üniversiteler arası yarışmalarla yaparsak, gündemde olacak ve teşvik edilmiş olacak. Kısa vadede sıkıntı çekeriz ama sonrasında insanlar aktivitelerini Kemer’e taşıyacak. Çantasında mayosuyla değil kitabıyla gelecek. Bunlara göre otelde kendini ayarlayacak. Belki oteller müzik odaları yapmak zorunda kalacak. İstanbul’u bir günde yapmadılar. Kemer 20 yıl kaybetti. Ben, Mustafa Gül, o, bu demiyorum. Hasan Şeker’i de yaptı Mustafa Gül’ü de yaptı, Necati Topaloğlu da yaptı ki yapacakta. Ona bir şey dediğim yok. Ama eğitimin bir amacı olmalı. İlkesi olmalı. Ahmet gider,  Mehmet gelir. Kişiler sisteme uymalı. En iyi yönetici varlığını da, yokluğunu da hissettirmeyen yöneticidir. Sistem kurulu ve çalışmaya devam eder. Zaman kaybetmeyelim hepimiz Kemer’in adamıyız. 23 senedir bu çizgiye gelemedik. Kemer’de hiçbir şey değişmedi.

Kemer’e müze düşünmüş müydünüz?

Kemer’e benim düşündüğüm müze çok farklı. İnsanlarımızın müze diye düşündüğü şey çok farklı. Sadece camekan arkasında var olan şeyleri sergileme mantığı. Dünyada değişti bu. Dünyada aktif müzecilik var. Müze bir okuldur. Şimdi burada bir su altı müzesi diye bir düşünce var. Güzel bir proje ama mimarı, projesi beni tatmin etmedi. Adam bir farklılık yaramaya çalışmış ama kerpiç kullanmaya çalışılmış. Kerpicin Akdeniz bölgesinde bir işi yok.  Burada bari taş yapsaydın. Benim müze projemde şu vardı; Türkiye’de bir sürü eski Türk evlerini koruma dernekleri var. Ama bizim mimari değerlerimiz yok oluyor. Harran’da sadece beş altı tane kaldı o evden. Bodrum evleri diye her tarafı betona gömdük. Böyle orijinalliği olan yerleri bire bir ölçekten mahalleler kurup. Dünya’dan Mimarlık Fakültesi öğrencilerine açık bir laboratuar gibi Anadolu Evleri Müzesi düşünmüştüm. Maket değil. Bire bir ölçekte yapılış aşamaları ve evreleriyle birlikte. İkincisi, Çocuk Oyunları Müzesi. 600 civarında çocuk oyunu kayboldu gitti. Çocukların eline telefon veriyoruz. Babası ve dedesiyle birlikte gelip oynayacak. Bu dünyada da yok.  Bir başkası da, yok olmakta olan el sanatlarımız var. Bunların hepsinin ustalarını Anadolu Sigorta ve İş Bankası’nın ‘Bir Usta Bin Usta Projesi’ kapsamında onlarla ve üniversitelerle görüştüm. Burada bedesten tarzında bir mimarı içerisinde seramikçi orada üretecek.  Ziyaretçi onu üretirken görecek, isterse kendisi üretecek.  Semercilik, yorgancılık, lüle taşı işçiliği bunlar öldü gitti. Her biri için ayrı ayrı atölyeler ama canlı olacak. Evde oturup senede üç tane satacak diye uğraşmak yerine burada yüzlerce ziyaretçinin olduğu, ürettiğinin de sattığının da parası kendisinin olacak. Yani atölyesi kendisinin olacak. Yaklaşık böyle 60 tane meslek kolu tespit ettim. Bunların ustalarıyla da görüştüm hepsi hazır. Bir başkası da Anadolu çalgıları. Atölyeleriyle birlikte. Vatandaş gelecek en iyi ustalardan bunu dinleyecek ve hoşuna gidip alacak. Ölmek üzere olan sanatlarımızı, değerlerimizi, kültürlerimizi canlı aktif sunumlarla göstereceğiz. Benim projelerim bu yaparlar yapmazlar. Ama zorlarım.

ORTAK PAYDAMIZ KEMER

 Yeni yönetimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir kere Ahmet-Mehmet meselesi değil. Necati Hoca’dan umudumu kaybetmedim. Şuna inanırım ben, kimse hizmet etmemek için böyle bir yola çıkmaz. Yapamaz. Yapamamasının maddi ve düşünsel sebepleri vardır. Yapmak ister ama yapamaz. Necati Hoca’nın da bazı şeyler yapmak istediğini düşünüyorum. Bu noktada desteğimiz ve gönüllülüğümüz sürer. Ortak paydamız Kemer ve dolayısıyla Türkiye’yse birlikteyiz.  Bu projeler hayat bulursa sonuçta tüm Türkiye’nin dikkatini çekecek. Senelerce biz gizli gizli kitap okurduk. Şimdi Ovacık başkanını sağ olsun bütün dünya biliyor. Özü olmadığını gösterdi insanlara. Benim çocuklarım iki defa gönüllü olarak Ovacık’a gitti.

Kaynak: (Haber Merkezi) - Haber Merkezi Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı